Mustafa Necati Sepetçioğlu

Mustafa Necati Sepetçioğlu
  • Doğum Tarihi 01 Ocak 1932
  • Ölüm Tarihi 08 Temmuz 2006
  • Doğum Yeri Tokat
  • Meslek Yazar

Yazar (D. 1932, Zile / Tokat - Ö. 8 Temmuz 2006, İstanbul). İlk ve ortaokulu Zile’de bitirdi (1947). Kısa sürelerle Bursa Lisesi ile İstanbul Çapa Lisesi’nde okudu, İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdi (1950). Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji ve Sanat Tarihi bölümlerinde yaptı (1956). Lise öğrenciliği yıllarında, iki önemli düşünce ve edebiyat insanı olan Mahir İz ve Nihal Atsız’la tanıştı. Çalışma hayatına İstanbul Belediyesi’nde memurluk yaparak başladı. Türkiye Kızılay Derneği’nde Neşriyat Müdürlüğü (1962), İstanbul Sosyal Sigortalar Kurumu Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde şeflik, Millî Eğitim Basımevi (1968) ve Derleme Müdürlüğü (1974) görevlerinde bulundu. “Tercüman” gazetesinin “1001 Temel Eser” yayın dizisini yönetti.

İlk öyküleri Sivas’ta yayımlanan “Hakikat” gazetesinde çıktı (1948). Daha sonra “İstanbul”, “Yol”, “Türk Yurdu”, “Türk Dili” (1955-59) ile “Türk Edebiyatı” dergilerinde yayımlamayı sürdürdü. “Çağlayanlı Vadi adlı romanı “Vatan”  gazetesinde tefrika edildi (1966-71). Nehir roman denilebilecek kimi romanlarında; Malazgirt Zaferinden (1071) başlayarak, Osmanlı Devleti’nin fetret (duraklama) devrine kadarki Türk tarihini konu edindi. Öteki roman ve öykülerinde genel olarak günümüz Türkiye’sinde yaşanan toplumsal değişim ve sonuçlarını ele aldı.

Sepetçioğlu, millî kaynaklara bir dönüş denemesi olarak “Yaratılış” ve “Türeyiş” destanlarını çağımızın duyarlılığı ile yeni bir üslûp içinde ele alarak yazdı. Bütün öykü, roman ve oyunlarının çıkış noktasını “çirkinlik, kötülük ve sefalet içinde bile var olan, gizlenen güzeli ve güzelliği görebilmek ve gösterebilmek olarak” açıkladı. Halk dilini, ona şiirsel bir zenginlik katarak kullandı. İlk öykülerinde tasvir, çözümleme ve olayların birbiriyle iyice kaynaşmadıkları havası vardır. 1958 yılından sonraki öykülerinde olay ve kişileri daha bir yoğunlukla, uzatmadan, ayrıntılara kaçmadan anlattı. Öykülerinin çoğunda köy, tarla ve kır, büyük kente yerleşmiş olan köylü ve kasabalıların toprak ve doğa özlemini işledi. Birçok öyküsünde kahramanlar, uzun yıllar alıştıkları doğal ortamlarından koptukları için hayata yabancılaşır, can sıkıntısına ve bunalım içine düşerler. Kimi öykülerinde, kent ve kentin egoizmini sevgisizlik diye yorumlayan, kentten kaçmak isteyen menekşelere ve çamlara acıyan; doğadan kopmuşluk, geçmişe özlem ve sıla hasreti içinde yanıp yakılan kişiler işlendi.

Sepetçioğlu yazarlık anlayışını şu sözlerle anlatmaktadır: “Mademki insanı anlatıyoruz, öyle ise onun mutluluğu için yazacağız; bu da, çirkinde bile var olabilen güzelliği aramak uğruna nice bir ömrü harcamak demek olacaktır. San’at adamının çok zor olan görevi de zaten burada başlar. Hayat ile ömür arasındaki bağların oluşturduğu hem birbirinden ayrı hem içiçeleşmiş bir hürriyet bizim aradığımız mutluluğu meydana getirebilir mi? Bu soru, bize, insanın dünü, bugünü, yarını ile birlikte ölüm sonrası dünyasını da bir arada düşünmek mecburiyetini yüklüyor. İyinin, doğrunun ve güzelin uğrunda umutlanmış bir ömür, hayatı ve sonrasını göz ardı edemez. O vakit de Bütün’lük ve Bir’lik söz konusu edilecektir. Orta Asya’dan Anadolu ve Rumeli topraklarımıza büyüyüp beslenmiş bir kültürün değişik halkalarında ‘ham iken pişmiş’ olan bizim insanımız için bu Bir'lik ve Bütün’lük çok önemlidir. İnsanımızın mutluluğunu istiyorsak saldırmak ve yıkmak yerine güzelliğin yapıcı yolunu seçmek zorundayız.”

1965 yılında Millî Eğitim Bakanlığı’nın açtığı piyes yarışında “Mehmedin Beklediği” adlı oyunu dereceye girdi. “Trampacılar” adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda (Mart, 1968) sahnelenen Sepetçioğlu, oyun yazarlığında en önemli başarısını gösterdiği “Büyük Otmarlar” adlı oyunu önce İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nca sahneye konuldu (1967), ardından Avrupa Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde en iyi oyun seçildi (1968). “Çardaklı Bakıcı adlı oyunu ile MEB Ödülünü, “Gece Vaktinde Gün Dönümü ve “Karanlıkta Mum Işığı adlı kitaplarıyla 1980’de, “Can Ocağında Pişen Aş ile 1981’de Türkiye Millî Kültür Vakfı Kültür Armağanı’nı, “Ve Çanakkale 3: Döndüler” adlı eseriyle 1980 Yılı Türkiye Yazarlar Birliği’nin Yılın Romancısı ödülünü, kazandı. 1994 yılında İlim ve Edebitat Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM’in Üstün Hizmet Beratı kendisine verildi. 1998’de Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Şeref Üyeliğine seçildi.

“Sepetçioğlu’nun en samimî verimleri olan bu şairane hikâyelerin çok alıngan kahramanları, biraz da, yazardaki, sevgi dolu, çevreye hisleriyle bakan ve her davranıştan, kendisine üzüntü payı çıkaran mizacın sonucudur. Aslında büyük şehirde, bazen evine veya işine yetişmekten başka bir şey düşünmeyen insanların hızlı hayatı vardır. Bu insanlar, taşrada olduğu gibi önceden tanışmaz ve kolay kolay kaynaşamazlar. Onlar, türlü bölgelerden ve muhitlerden gelmişlerdir. Hikâyelerin duygulu, yalnız ve can sıkıntılı kahramanları, bunları belki de bilirler ama, yine de gördükleri her selâmsızlığı, ilgisizliği veya resmî davranışı, kendilerine yöneltilmiş sevgisizlik, hatta düşmanlık veya hakaret sayarlar.” (Ahmet Kabaklı)

ESERLERİ:

HİKÂYE: Abdurrezzak Efendi (1956), Menevşeler Ölmemeli (1972), Bir Büyülü Dünya Ki (1972).

ROMAN: Kilit (1971), Anahtar (1973), Kapı (1973), Konak (1974), Çatı (1974), Üçler-Yediler-Kırklar (1975), Bu Atlı Geçide Gider (1977), Karanlıkta Mum Işığı (1978), Darağacı (1979), Ebem Kuşağı (1980), Sabır (1980), Gecevaktinde Gündönümü-İstanbul’un Fethi (1980), Cevahir ile Sadık Çavuş’un Buğday Kamyonu (1980), Geçitteki Ülke (1980), Ve Çanakkale I / Geldiler (1989), Ve Çanakkale II / Gördüler (1989), Ve Çanakkale III / Döndüler (1989), Kutsal Mahpus (1990), Sabır Ağacı (1992), Benim Adım Yunus Emre (1994), Sahibini Arayan Toprak (2004).

DESTAN: Yaratılış ve Türeyiş (1965), Sonsuza Uyanan Taşlar (1973), Dedem Korkut’un Kitabı (1990).

OYUN: Büyük Otmarlar (1970), Trampacılar (1968), Çardaklı Bakıcı (1969), Köprü (1969), Son Bloklar (1969), Her Bizans’a Bir Fatih (1972), Mehveş Hanım (1984), Maragalı Abdulkadir (1986), Yunus Emre (1995).

İNCELEME: Karşılaştırmalı Türk Destanları (1986).

DİĞER ESERLERİ: Can Ocağında Pişen Aş (1981).

DEĞERLENDİRME 3.0

İçeriği Nasıl Buldunuz?

Captcha